Sertleşme Sorunu Tedavisi
Penis, ereksiyon haline 90 derecelik bir açı yaparak geçer. Bu pozisyon dışındaki herhangi bir yöne gerçekleşen eğim penis eğriliği (peyronie) olarak adlandırılır.
Sertleşme sorunu, cinsel ilişki için penisin ihtiyaç duyduğu sertliğe ulaşamaması veya bu sertliği sürdürememesi durumu olarak tanımlanır. Erkekler cinsel olarak uyarıldığında; hormonlar, kaslar, sinirler ve kan damarları birlikte çalışarak ereksiyonun oluşmasını sağlar.
Beyinden penise sinirler aracılığıyla gönderilen sinyaller, kasların gevşemesine yol açar. Bu sayede kan, penisteki süngerimsi dokulara doğru akmaya başlar. Penisin kanla dolmasıyla ereksiyon gerçekleşir. Ereksiyonun sürdürülebilmesi için penisten kan çıkışı geçici olarak engellenir. Cinsel uyarı sona erdiğinde ise kan damarları yeniden açılır ve kanın dışarı çıkmasına izin verilir. Bu döngüde yaşanan bozulmalar, yani sertleşmenin oluşmaması veya korunamaması, sertleşme sorunu olarak tanımlanır.
Penisin içinde yer alan ve corpus cavernosum adı verilen iki silindirik yapı, kanla dolarak sertleşmeyi sağlar. Bu yapılardaki kan akışını engelleyen her türlü fiziksel rahatsızlık, sertleşme sorununa yol açabilir.
Sertleşme Sorunu Neden Olur?
Sertleşme sorunları, çoğu zaman cinsel birleşme sırasında yaşanan stres kaynaklı problemlerle ortaya çıkabilir. Ancak bu tür geçici sorunlar genellikle psikolojiktir. Tıbbi anlamda bir sertleşme sorunundan söz edilebilmesi için, bu durumun sürekli veya tekrarlayıcı şekilde yaşanıyor olması gerekir.
Uzun süreli sertleşme problemleri ise genellikle penise kan taşıyan damar yollarında ya da penisteki kanı tutan mekanizmalarda ortaya çıkan fiziksel sorunlardan kaynaklanır. Penis içerisine yeterli miktarda kanın gitmemesi ya da bu kanın peniste hapsolmaması, sertleşmeyi engeller.
Ayrıca, penil bölgede bulunan sinirlerin travma veya cerrahi müdahale sonrası hasar görmesi de sertleşme problemlerine yol açabilir. Aşağıdaki fiziksel rahatsızlıklar da ereksiyon sorunlarının yaygın nedenleri arasında yer alır:
- Ateroskleroz (atardamarların sertleşmesi veya tıkanması)
- Kalp hastalıkları
- Yüksek tansiyon
- Diyabet ve buna bağlı yüksek kan şekeri düzeyleri
Sertleşme sorunları sadece fiziksel nedenlere bağlı değildir; çoğu zaman psikolojik faktörler de etkili olabilir. Hatta birçok vakada bu iki unsur (fiziksel ve psikolojik) birbirini tetiklemektedir.
Sertleşme bozukluklarına neden olabilecek bazı risk faktörleri şunlardır:
- 50 yaş üstü olmak (sertleşme sorunlarının en sık görüldüğü yaş aralığıdır).
- Diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp damar hastalıkları, prostat iltihabı (prostatit) gibi hastalıklar.
- Sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve uyuşturucu madde kullanımı.
- Aşırı kilo ve hareketsiz yaşam tarzı (egzersiz eksikliği).
Sertleşme Sorunu Tedavisi
Sertleşme sorunu, günümüzde erkekler arasında oldukça yaygın görülen bir rahatsızlıktır. Özellikle 40’lı yaşlardan sonra, neredeyse her iki erkekten biri bu problemle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle, sertleşme probleminin tedavisine yönelik pek çok araştırma yapılmakta ve yeni tedavi yöntemleri geliştirilmektedir.
Gelişen teknoloji sayesinde, hastaların ağrı veya rahatsızlık hissetmeden bu sorunlardan kurtulmaları mümkün hale gelmiştir. Tedavi süreci, hekimin sertleşme sorununun nedenini tespit etmesiyle başlar. Sorunun kaynağına göre uygun tedavi yöntemi belirlenir.
Günümüzde hekimler tarafından yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri ESWT (Şok Dalga Tedavisi)’dir. Bunun yanı sıra; sertleşme ilaçları, penil protez uygulamaları ve bazı durumlarda cerrahi müdahaleler de diğer etkili tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır.
ESWT Sertleşme Tedavisinin Diğer Tedavi Yöntemlerinden Farkları Nelerdir?
Erektil disfonksiyonun mevcut cerrahi olmayan tedavi yöntemleri, genellikle damar içine damar genişletici ajanların intrakavernosal enjeksiyonu
İlaç tedavileri ise oral yolla alınan ve kana karışarak etki gösteren yöntemlerdir. Ancak etken maddeler yalnızca peniste değil, vücuttaki tüm damarlarda etkili olduğundan, özellikle kalp ve damar hastalığı olan bireyler için ciddi riskler oluşturabilir.
Modus ED SWT (Şok Dalga Tedavisi) ise yalnızca hedeflenen bölgedeki damar yapısına odaklanır. Odaklanmış şok dalgaları sayesinde, sadece ilgili dokular uyarılır ve sistemik yan etkiler oluşmaz.
Modus ED SWT’nin en büyük farklarından biri, sorunun temelinde yatan patolojik etkenleri tamamen ortadan kaldırmasıdır. Ağır hastalarda bile kalıcı iyileşme sağlanabilir. Bu tedavi yöntemi ile diğerlerinde olduğu gibi sadece damar genişliği artırılmaz, bunun yerine yeni damar oluşumu (anjiyogenez) teşvik edilir. Bu da özellikle kalp-damar rahatsızlığı bulunan hastalar için oldukça güvenli bir tedavi seçeneği sunar.
Ayrıca Modus ED SWT, non-invaziv (yani cerrahi olmayan) bir yöntem olduğu için hastaya herhangi bir kesme, dikiş veya anestezi uygulanmaz. Seanslar yaklaşık 20 dakika sürer ve hasta işlem sonrası günlük yaşamına kesintisiz şekilde devam edebilir.
